Sayfalar

4.9.13

Ferrasini Faralya'ya park eden bilge - Kabak

Yok Kabak'a inerken Ferrari görmedim tabii ki..Ama Faralya köyüne park eden araçlara bakınca da ne bileyim aklından aşağıda 5 yıldızlı tatil köyleri var galiba geçmiyor değil...Tatil anlayışı ile insanların gündelik yaşantıları birebir benzerlik göstercek diye birşey yok tabii...Bu tatilden ne beklediğine bağlı, tatilde neyin seni dinlendireceğine , senin kafanı neyin boşaltacağına...Bu yaşıma geldim hala tatillerde 5 yıldızlı all inclusive otellerde sabahtan akşama kadar havuz ve plaj arasında mekik dokuyup çocuğu mini cluba vermeyi istemiyorum..Bilmiyorum belki 40ımdan sonra o cazip gelecek ama tatil denince daha çok yürüyüp daha çok bi yer görmek ordan inip buraya binmek gezmekten yorulmak yemekten çatlamak bana daha eğlenceli gelmiştir hep...Kabak'a da Likya yolu başı diye gidelim dedik ama bu yazım kesinlikle aslında o Kabak yazısı olmayacak..Buna bi keşif gezisi diyelim... Bu yüzden iki günde izlediklerim koydan çok müdavimleri oldu..


Kabaca bi kabak portresi çıkarcak olursak


a)Yaşam stili gerçekten harekışına olmuş insanlar, bütün yazı orda geçiremekten memnun olan doğanın çocukları (saygı duyuyorum)

b)Yaşam stilim bu ara harekışına olsun diye oraya gelip özentiliğin dibine vuran tipler (dışardan izlemesi komik)
c)Gazetede okudum çok popülermiş ofisten meldalar da geçen yaz gitmişler öve öve bitiremiyo biz de gidelim de muhabbetten geri kalmayalım bari diyip gelenler (bundan biraz alayım kendime)
d)Artık yürümeye karar verdim, doğaya dönmek istiyorum Likya yolunu yürümek için yaratılmışım yeni fark ettim diyenler (bundan da alayım)
e)Aklıma gelmeyen siz

Kabak hala bilmeyenler için Muğla'nın Fethiye ilçesine bağlı Faralya köyünün yalı gıyı oluyor...Ölüdenize geldiğinizde sağ değil soldaki koca dağı arabayla 20 dakka gibi sürede aşıp Faralya köyüne varıyorsunuz.. Kiminiz için izafiyet teorisine göre o gidiş 40 dakka dönüş ise 10 dakka olabilir. Açıklayayım...Allah korusun özellikle giderken uçurumdan uçsanız cesedinizi bile bulamazlar...Dönerken alışmış olmanın yanında bi de dağ kenarından gitmenin rahatlığıyla mesafe daha kısa geliyor.Ben gitmeden önce çok duyduğum için tahminimden daha az korktum..Sadece 1 2 kez şaaadet getirmiş olabilirim.. Ama mesela arabayı yukarı park edip köy dolmuşları (!!) ile Kabak'a inerken belki de şoförlerin mesleki aşinalık rahatlığından ben de rahattım..









Faralya köyüne gelince yürümeyi tercih etmek isterdim ama dediğim gibi bu keşif gezisi oldu yani yürüyüş filan yalan oldu..Çünkü yanımızda oğlumuz vardı..Nah yürürdük..Otostopla arabamıza aldığımız bayanlar da tesadüfen kalacağımız kamp yerinin yoga hocası çıktı mı;onların da rehberliğiyle transit arabalardan birine bindik. Şoför ayda bir tekerleklerin hepsini değiştirdiklerini söyledi hiç şaşırmadım.. Bu arada aman ha yürüyüş yolu ile minibüs yolu aynı değil..Bir de yürüyerek inmek isterseniz de minibüsün önünden kalktığı bakkala sorun..Ötekisi niyeyse diğer bakkaldan alışveriş yapıyor diye kıllığına yürüyüş yolunu yanlış tarif edebiliyor.(sallamıyorum görümcemler o herif yüzünden ölüyolarmış-terlikle.. Bu arada görümce lafını da ilk defa cümle içinde kullandım ya hadi bakalım..)

Aşşağıya inerken ilk Deep Ocean dikkatimizi çekiyor..Demek oluyor ki denize çok uzak..Sonra Shambala var kıyıya biraz uzak ama manzara müthiş ve evet biraz daha tuzlu.. Zaten yüksek sezonda Kabak kasarsan Bodrum Gümüşlük'le yarışır.Hatta birada fark atar...Bu arada öyle restoran bakkal çakkal olmadığı için hemen hemen her kamp yeri otel vs yarım pansiyon...(sea valleyde bi bakkal var)..Nerde kalmıştım evet hala aşağı iniyoruz.. Gemile, Latcho kamp yerleri de çok bahsediliyordu yanlarından geçiyoruz...Kıyıya geliyoruz artık..Mis gibi çamların içinde cırcır böcekleri öğleyin bize hoşgeldiniz diyor.Dolmuş dolduğu için adam başı 5 lira ödüyoruz..Boşken 40 lira ödeyenler de oluyormuş.Neyse ki bize denk gelmedi.


İndiğimiz yerde Lilith Shanti ve kocamın beğendiği benim beğenmediğim tatil köyünden bozma Sea Valley var.Biz Shanti'de ağaç bir kulübede kalıyoruz.Bu 1 günlük kısa tecrübemle shanti'yi rahatlıkla önerebilirim..Bi kere insanları çok sıcak..Kim çalışıyor kim misafir zaten belli değil..Kedi köpek seviyorsanız zaten cenneti... Hele benim gibi köpekten tırsan tiplere tam bi terapi merkezi..Gıkım çıkmadan 3 labrador ve 1 dobermanla yaşadım ya cidden korkumu yendirecek kadar insan dostu hayvanlar...Ha kediler biraz yemeğine sulanmasa onlar da iyi..Gece chill out bi saatten sonra baysa da çalan müzikler genel olarak iyi..Yemekleri de gayet leziz..Sadece sabah çayını pek sevmedim..Duş tuvalet ortak kullanım ama çok temiz...Kampın tek kötü özelliği bize ikinci güne kalcak yer bulamadılar..(şaka bi yana benim hatam belki beğenmeyiz diye 1 günlük rezervasyon yaptırmıştım..çocuklar naapsın)




Hemen sahile atıyoruz kendimizi..Tamam ben de yapmasam eksik kalırım bu espriyi..Evet kabak gibi güneşin altında kalıyonuz ..2 tane gölgelik bozması bişey yapmışlar ama kime yetecek o? Bu yüzden akşamüstü yüzmek daha keyifli geldi..Suyu sıcak dalga boyu yüksek deniz biraz pis... Biz dalgalarla oyun oynadık filan zaman geçti ama oraya yanlışlıkla gelen tipler için aynı şeyi diyemiycem ..Gerçekten lüks takıntısı olanlar için tamamen hayalkırıklığı..



Ben bi daha gitmek istiyorum ama nasıl?Öncelikle kafası böyle yerlere uyan arkadaşlarımla, çocukla değil.Sonra oraya gidince bi kere şelaleye yürüyeceksin, ya tekneyle ya yürüyerek cennet koyuna gideceksin.Sahilde şarkı yapanlara eşlik edeceksin..:)) Bunu yazmazsam çatlarım...Belki bi ritüel değil ama bize denk geldi. Geceyarısına doğru shanti'de yayıldığımız sedire  artık çiğ yağıp bizi üşütünce sahilden gelen doğaçlama müzikleri dinlemeye veda edip uyumaya gittik..Sen ne kadar chill out dinle , etnik jazz yap, new agele kendinden geç kitaralar seni uçursun dönüp dolaşacağın yer sabahın dördünde angaranın bağları ile geceyi kapamak ben orda bunu gördüm..


Bi de avatar bi kız gördüm gözlerim beni yanıltmıyorsa..saçlarını sıfıra vurdurmuş incecik bembeyaz tenli, turuncu bi bezle kendini sarmış sessizce gelip yanımızdaki salıncakta iki sallandı ve ormana doğru yürüdü..Çekim yoktu valla sahiden Tibetten yeni inmiş gibiydi..



Bunu saymıyoruz sonra gelip yürüyüş anılarını yazmak için randevulaşıyoruz kabakla. Kabakla ilgili çokça yok "Olympos bitti artık Kabak var" hatta yok "Kabak da bozuldu yeni yerler bulmak lazım"  lafları dönüyor.Önceleri nasıldı bilmiyorum ama bu fiyatlar kabakın çoktan olduğunu gösteriyor bence de..Takılan insanlara da bakacak olursak hatırı sayılır derecede özenti tipler de vardı..Zaten girişe bi tabela eksik kalmış : "dövmesi veya rastalı saçı olmayanlar giremez.İkisi de yoksa en azından Hint pazarından bi şalvarı dolayın da gelin." Özentisiz tatiller dileği ile..


Shanti Garden Kabak : 

www.shantigardenkabak.com
telefon:  02526421184


Shanti

resepsiyon
odamız

shanti garden
gece uyukladığımız alan


bar
kedilerden biri
mutfak
wclerden biri






23.7.13

Günü birlik Sakız (Chios)


Eylül ayı...Kısa Çeşme ziyareti sırasında bir günlüğüne feribotla  Sakız Adasına gitmeye karar verdik.

Sabah yolda biletlerimizi almak için Ege Birlik'i arayıp yer durumunu soruyoruz. Saat 08:30 “Alaçatı'dan çıktık..yetişir miyiz?”.. karşıdaki  ofis memuru ne bileyim ben yetişir misiniz diyor.Gün güzel başladı  hadi bakalım.Feribotta üst katta dalga serpintileri ve hafif yalpalanma  eşliğinde Sakız'a doğru saat onda yol alıyoruz. 4 kişiyiz. Yalpalanmanın  nedeni dalga yemeyelim diye kaptanın yolu uzatarak iskele omuzluktan gitmeye karar vermesi.Bu yüzden bizden sonra çıkan Ertürk feribotu misal yardırıp geçiyor bizi. O tam istikamet Sakız limanına biz hababam adanın kuzeyine gidiyoruz. Dön be abi şunlardan önce kuyruğa girelim.



Neyse döndük ama çok geç.. Öndeki feribot yolcuları  çoktan pasaport kuyruğuna girmiş bile. Kuyruk biraz uzun demiycem kalın...5-6 kişi yan yana şeklinde ilerleyen bir kuyruk. Sağdan kaynak yapan  yapana...Önümdeki yabancı uyruklu bir vatandaşı gelen geçiyor. Biz all passportuz  bakma sen bize.Sıkış tepiş 45 dakkada bitiyor işlemler.Polisin önündeyim oh  be...Siz pasaport polisinin önünde hangi şekle durursunuz.
a)Aslında gelmiycektim de zorla getirdiler pozu. yere bak ukala takıl muhtemelen adam sana o gözlüğü çıkar  desin.
b)Ne olur beni ülkenize sokun bakın ne kadar şirin gülümsüyorum pozu. Biraz endişe biraz heyecan en sonunda tenkyuuu.
c)Birileriyle birlikte sıradaysan adam damgayı vururken arkadaşlara laf  atarak şakalaşma faaliyetlerinde bulunma. Az gül, biraz  ciddiyet.
d) Tek başınayken “haftada bir pasaport kontolündeyim havam da var korkum da yok bascaksan bas kardeşim işim var" pozu.


Sakız ağacı
Ben c şıkkını uyguluyorum.. Saat 12de çıkıp hemen araba kiralıyoruz çıkışta ilk gördüğümüz adamdan.25 euro.5 buçuk saatimiz var adayı gezmek için. Hiç pazarlık yapıp daha uygun fiyat bulcak derdimiz yok zaman  kısıtlı. Adam bize bakın türk radyo da var ben hep bunu dinliyorum diyor... Türk dizilerinde  de bizden daha iyi takipçiler.Adanın güneyinde 3 köye gitme hedefindeyiz. Orda 55 tane benzin istasyonu varmış!!!. Atladık gidiyoruz Pyrgi'ye doğru. Khios'tan yaklaşık yarım saat  uzaklıkta.. Yolda yavaştan yanan ormanları görmeye başlıyoruz. Hah benzin  istasyonu.. Kendimiz doldururcaz da bari içerde bi adam olaydı.. neyse nası olsa 55 tane varmış.  Adamlı olan bulalım. Makine kullanma fobili toplumuz malum.. İlla bi muhattab olcak..  


Pyrgi deyiz. Pyrgi ortaçağ köylerinde biri. Arabamızı bir yere park edip köyün dar sokaklarında gezmeye başlıoruz. Pyrgi'deki evler hacıdedemin takkesi modeli.. Taşlar yer yer siyah beyaz televizyonlardaki reklam arası görüntüsü şeklinde…Balkonlardan sarkan domatesler balkonlara renk katmış Sokak aralarında gezip biraz fotoğraf çekip oyalanmadan  Olympia köyüne gidiyoruz..Fotoğraf çekmek demişken bir gün yaşlı amca teyze  fotoğrafı çekmekten dayak yememe az kaldı diyebilirim. Bi de uzaktan gizli saklı çekiyorum doğal  olsun diye daha sakat..Bu yüzden kameraya gülümseyen sümüklü çocuk fotoğrafı  çekip hem risk almamak hem de bunları Bodrum alaçatıdaki sosyetik ve bi o kadar  entel  sanat galerilerinde  sergileyerek hava basmak daha fazla diye düşünürdüm hep ki geçenlerde bi  arkadaşım güneydoğu gezisinde çekim yaparken çocuklardan biri para istemiş.
Pyrgi'nin ızgara desenli evleri




















Olympia'nın da küçük bir köy meydanı var bir iki ufak cafe şirin bi yer ama bi Mesta değil. Artık sokak aralarında fotoğraf  çekerken kadraja yok su sayacı girmesin yok telgrafın telleri görünmesin diye kasmaktan da vazgeçtim zira ne yaparsan yap çıkıyor,mümkünatı yok.. Sokaklardan yayılan sarımsaklı makarna midemin  guruldamasına neden oluyor. Hani bi apartman kokusu vardır. Soğan salça...Hah işte bu köyde sokak kokusu bildiğin sarımsak.Köşede saçları yandan örülü bi  teyze akşama yemekte adını bilmediğim bir ot yapacak onu ayıklıyor.Ara ara sakız kokusu geliyor...Ama yok bu makarna ...Ya da sarımsaklı ekmek de  olabilir...Ya da biz çok acıktık.



Kadraja uyduların girmesinden daha vahimi kesinlikle iki tur otobüsü turistin girmesi. Hele yollar dar ise sokak mı çekiyosun turist kafası mı belli değil.O yüzden Mesta'ya girince biz tur otobüsünün tam tersi istikamette güzergahı tercih ettik...Bu köy bir ortaçağ köyü  ve oldukça çekici.. Sakız'a bir daha geldiğimde bu köyde bi pansiyonda kalmayı  düşünüyorum. Hatta Madreval pansiyonunda kalmayı düşünyorum.Tamam siesta kapalı da bu otelin girişi nerden?.Bu köyde bize mi denk geldi yoksa cenaze mi vardı  bilmiyorum ama bütün 70 yaş üstü teyzeler rahibe gibi giyinmiş ve bastonlu..5-6  tane gördüm böyle net.(sonradan öğrendim ki dullar öyle giyinirmiş)


Asabi ressam
Ressam fotoğrafı çekecektim ki eyvah adam çaktı. Resmini çektiğimi sandı. Naapim ben resmini? Kopyalayıp korsan mı  yapcam. İngilizce bilmiyor taklidi yapıp saçma salak flowers filan deyip  çiçekleri gösterip inceden kaçtım..Bu arada yemek kokuları abarttı...şiştik... Bu  dar mesta sokakları Rodos Old Town'ın minyatürü gibi.Hatta daha ıssız ve küçük  olması daha keyif verici.Habire çok biliyomuşum gibi bi yerlere giriyorum ve o yer çıkmaz sokak çıkıyor.Zaten ne kadar kaybolabiliriz ki? Meydanında birkaç cafe  var hemen yan tarafta da bir kilise.Ben bu sefer girmedim kiliseye çünkü bi an önce yemek yemeliyiz.Yolda bi bakkalda incir rakısı tattık ama bu sefer tattık  ayıp olmasın bari alalım yapmadık.. Ben beğenmedim çünkü.
mestanın dar yolları


Bir şeyler atıştırma işini Mesta Limanında yapıyoruz. Tamamen yanlış anlamaya ve ne istesek tersini getirmeye programlanmış bir baba oğul lokantasındayız.Burda da ahtapot kurutma düzeneği kurmuşlar.Ya sinek yapışmıyo mu ya bunlara?? Neyse..Bikaç kalamar ahtapot yedikten sonra Sakız'a dönüyoruz. Yolda hayalet köy Anavatos var ama oraya girmiyoruz zira bi an önce kıtlıktan çıkmışız gibi market alışverişi yapmamız lazım.Yollarda yanmadıysa sakız ağaçlarından çok kaza yapanların anısına mum yakılan haçları görüyorsunuz.




yol kenarında orda bir kazada hayatlarını kaybedenlerin anısına yapılan anıtlar


2012 Büyük Sakız yangınından sonra ağaçlar


Sakız'da siesta
Sakız'a vardığımızda in cin top oynuyor...Bi pazar günü saat 15:00 -17:00 arası biz bi grup arkadaşla adayı ele geçirebiliriz.orduya da gerek yok..Kimi görsek yassu falan yalan selaaaam deyip dedikodunun allahını yapıyolar.Öncelikle siparişler için Reçelci Rena'ya uğruyoruz. Bu köyde de her önüne gelen şeyin reçelini yapmazsak ölürüz demişler. sakız reçeli dışında kesinlikle kiraz incir ve bergamut reçelini alın derim..Hatta bu sohbeti tatlı yılların Rena ablasından alın derim. O gün de düğün mü ne varmış Çeşme'ye de bizle döndü feribotta.
Reçelci Rena
Ordan çıkınca kasaptan tavşan eti, domuz eti derken nasıl olduysa açık olan bir şarküteriden peynirlerimizi alıyoruz. Orda tesadüfen yaptığımız en mantıklı hareketse tütsülenmiş balık almak oldu..O kadar güzeldi ki kışın bayağı sirkeleyip yedik.Ve
yine tavsiye üzerine gidip feribotu beklediğimiz Dolphins restaurant. Aşşadaki adalardan hem daha ekonomik üstelik dünyayı yiyorsunuz..Burda şiddetle tavsiye ettiğim yemekse saganaki. Ben ahtapot dışında bütün deniz ürünlerini adalar gibi yapamadığımız konusunda ısrarlıyım. Yok bişey bi sos bi detay var ki yunanlılar gibi yapamıyoruz.Ama bakın ahtapotu mesela ben bizde daha çok seviyorum.
Saganaki
Elimizde bissürü market poşetleri feribotta Kos'a gidenleri görüp de alay ettiğimiz insanlara döndük...vallahi biz böyle değildik..Yol arkadaşlarımız deniz ürünleri konusunda takıntılı gurme oldukları için biz de mahalle baskısı gördük.. Elimde sayısız recel, nası yapcağımı bilmediğim hayvanlarla eve dönüyoruz. Çağdaş feribotta bağırıyor "dur kız duuur bamya almayı unuttuk"..



Şimdi yazıyı baştan okudum da,ay rezilllik yahu yedik içtik ettik turu gibi anlatmışım..Demek ki Sakız deyince de aklıma yemek gelecek. Ama Yani işte Sakız bu kadar.. Neler var nereleri görelim derseniz işte bu 3 köy yeter bence..Adanın batısında pek bi numara yok..Zaten bugüne kadar gittiğim bütün Yunan adalarının merkezi de Türkiye ye bakıyor. Arkamızı sağlama alalım diye bize bakarak yerleşmişler galiba..Kalmalı gideceksiniz ben kesinlikle Mesta derim.Biraz tarihi gezecek bi iki yer yazmazsam kendimi kötü hissedicem. Evet bizim durmadığımız Anavatos köyünde 1822 yılında 400 kadar köylü osmanlılara teslim olcağımıza şu vadiden kendimizi aşağı atarız demişler ve atmışlar..Bunun yanısıra kendinizi kötü hissedebileceğiniz Néa Moni manastırına gidebilirsiniz. Burası aynı zamanda Samoslular tarafından kışkırtılıp isyan eden Khiosluların osmanlılar tarafından öldürüldüğü yer ve manastırın bir köşesinde kafataslarının dizildiği dolap var.

Ve gelelim günümüze.Elimizdeki poşetler yetmemiş olmalı ki bir de Freeshop'da abartıyoruz... Çeşme'nin gürültüsünden, süsünden, püsünden, abartılı sosyetesinden, saçtığınız hava paralarından tamamen aykırı bi yere gitmek için 45 dakika mesafedeki Sakız tam size göre. 2 bilemedin 3 gün sessizlik sakinlik güzel yemekler ve reçeller için hele bir de Çeşme'deyseniz Sakız'a mutlaka uğrayın.