Siz de bu sıcaklardan bunaldıysanız ve henüz bir tatil programı yapmadıysanız bizim teknelerden biriyle bir haftalık bi tura ne dersiniz.? All inclusive otellerin beklemiş ve envai çeşit yemekleri yok belki ama istediğiniz yemeği yapma özgürlüğünüz var.Sıkışık şezlonglar yerine güvertede güneşlenme imkanı var.Sonraaa kafanıza plajda top yemiyorsunuz en fazla sizi biri tekneden denize atar.Mayonuza oranıza buranıza kum girdi derdi de yok.Ayol biz kaptanlıktan ne anlarız demeyin onu da buluruz. İşte bizim 5 kişi birleşip bi danaya ay aprdon bi tekneye girdiğimiz o tekne..Margarita...
Sayfalar
11.7.14
Yelkenli tatili alır mıydınız?
Ceydanın objektifinden benim montajımdan ortaya karışık bi tanıtım filmi.
3.3.14
Antarktika'nın buzul buzul yolları
Dünyanın incisi şirin Antarktika’dan merhaba! Yok iş
derdiydi, kredisi geldiydi, aile gerdiydi, haydi hepsini bir kenara bırakalım..
Sizler için dünyanın bir ucuna da giderim derken şaka yaptığımı mı
sanıyordunuz? Yanılmıyordunuz saçmalamayın tabii ki gitmedim.Ama yine bir
gideni buldum…Fuat Yıldırım..Kendisi 40lı yaşlarda sarışın renkli gözlü
maceraperest ve bekar...asdfghj. La Marche de L'imperieur filminin devamını çekmiyor ama işte doğru mu diye yerinde
incelemeye Antarktika'ya gidebiliyor.(böyle Fransızca yazdım alınmıyosunuz di mi
– imparatorun yürüyüşü belgeselinden bahsediyorum) . gerçekten zorlu bir
maceraymış ve iğne ipliğe dönmüş , balinasından fokuna pengueninden
buzullarına güney kutbuna dair ne varsa
her bi şeyi de görmüş. Mişli geçmiş zamana bi son vereyim ,birinci ağızdan
dinleyelim...Pardon pardon.. Başlamadan önce Fuat abinin her gittiği yerden sonra
şehirleri öğrenip ezberleyecek havsalam kalmadı o yüzden sorularım ilkokul bir seviyesinde olabilir ve önceden de
çalışmadım. Kusura bakmayın.
1. Abi sana bir sorum var bilsen bilsen sen
bilirsin Antarktika mı Antartika mı? (röportaj bitti)
Lisede edebiyatım iyi değildi, ve aslında anlatımda
problem yok da yazarken hızlı yazdığımdan hiç dikkat etmezdim, bazen yazdığımı
da okuyamazdım:-) Bu yüzden üniversitede notları da hep
iyi yazanlardan fotokopi çektirdim. Seyahatlerimde tuttuğum günlüklerimi
arkadaşlarımla paylaştığımda hep imla hataları bulup “ bak şunu şunu doğru
yazmamışsın “uyarılarını da “ daha düzeltmeden geçmediler”' laflarıyla
geçiştirirdim. Nihayetinde sözünü ettiğim o düzeltmelere hiç sıra gelmezdi.
Ben gidene kadar Antartika Antartika’ydı, gidince öğrendim
ki Antartika aslında Antarktika imiş
2. Hangi
ülkeye bağlı burası?
Hiç bir ülkeye bağlı olmayan tek kıta. Bu arada coğrafya
bilgimizi de tazeliyelim. Dünyada ki 7 kıtadan biri. Yaklaşık 50 ülkelik bir
üyeler topluluğundan oluşan bir komisyonca belirlenen kurallar dahilinde
turistik geziler ya da araştırma üsleri için herkese açık. Biz Türkiye olarak
üye değiliz. Şimdilerde Osman Atasoy’un üye olmak ve bir üs kurmak la ilgili
bir girişimi var. Hatta oradayken benim de
7 yıldır terkedilmiş bir Arjantin üssüne yanımda getirdiğim bayrağı
asarak bir an işgal kuvvetliğine soyunma teşebbüsüm oldu. Hatta bu teşebbüsü daha
da ileri götürerek, gelen 8 kişilik Fransız dağcı grubunu arkadaşım Don ile
karşılayıp ' Türkiye araştırma üssüne hoş geldiniz' demem üzerine, Fransızların
bir bana bir bina üzerindeki koskoca “Arjantin üssüne hoş geldiniz” yazısına
bakıp duruma pek anlam verememelerini tebessümle seyrettik. Sonra ben onlara
üssü satın almak istediğim konusunu açınca bayağı gülüştük. Ne de olsa Arjantin
ekonomisi kötü..Ben de girişimci ruhumla ticaret yapayım dedim. Ukraynalılar
kendi üslerini 1999 da 1 paund ‘a İngilizlerden almışlar. E o kadar para ben de
veririm yani…
3. Valla yiyosun beni sanırım...Neyse..En son
Atlantik’i geçerken röportajı yapmıştım senle. Biz senden bi pasifik macerası
beklerken sen gittin dünyanın bi ucu Antartika’ya? Neden? (genel sordum)
Tam da dediğin gibi. Eylü’lün ilk haftası, ofiste
oturuyorum, birden kafamda bir şimşek
çaktı. Hayalle gerçek arasında gidip geliyorum, tatil zamanım da geliyor ne
yapayım derken birden bu yıl Antarktika hayalimi gerçekleştirebilir miyim diye
düşünmeye başlayıp bulduğum Antarktika'ya giden her yelkenli tekneye mail
attım. Üç gün sonra cevap da gelince 'maceram geldi, bir Antarktika yapayım '
dedim.
4. Hayır o
değil eski röportajını okumayanlar için sorum sadece neden Antarktika değil;
.Neden böyle biraz zorlu parkur(!) tercih ediyosun? Ego tatmini mi? belanı mı
arıyon? Akdenizin suyu mu çıktı? İçinde hayata karşı durduramadığın bi isyanın
var da onu mu bastırıyon? Nabıyon? (burdan sonra psikolağa yönlendirdi! )
Çocukken herkes gibi masallar dinlerdim, bazen o masal
alemine dalar, orada kendimi kaybederdim. Büyüdüm denizi öğrendim.
Büyüklerimden deniz hikayeleri dinlemeye başladım. Bu hikayelerde hep büyük
denizler, azgın dalgalar, güzel doğa betimlemeleri vardı. Bir zaman sonra
hikayeleri dinlemektense hikayenin içinde olmak gibi bir saplantıya tutuldum.
Egom dürttü durdu yani… Bu yüzden de gidilmesi kolay olmayan, aşılması zor
denizlerin cazibesine kapıldım. İşin
doğrusu içine girince 'yahu ne işin var buralarda, ne doğru dürüst uyku, ne
yemek, nedir bu eziyet, zaten Ege dünyanın cenneti yap yelkenini, gir denizine,
git Yunan tavernana' dediğim de oluyor. İşin en güzel yanı bilinmezliğin hep
bir korku doğuruyor olması… Gidip gördükten sonra bilinmeyen artık bilinir
olduğundan korku da kalmıyor...
5. Ailen mesela
senin bu uç seyahatlarını nasıl karşılıyor? Yazık günah değil mi insanlara hiç
düşünmezler mi seni oğlum orda ne yer ne içer? Utanmıyo musun insanları helak
etmeye?!!
Genelde en büyük sıkıntım bu. Atlantik’te kimse nereye
gittiğimi bilmiyordu. Sadece ben bir ay yokum iletişim de yok deyip çekip
gitmiştim. Bu sefer artık onlar da akıllandı, böyle bahaneleri yutmuyorlar. Son
haftaya kadar sorduklarında bazen Peru, bazen Himalayalar diye atıyordum. Bu
sefer gezi öncesi yazı Naviga’da çıkacağından mecburen ufaktan söylemek zorunda
kaldım. Gitmeden vasiyetimi de söyleyeyim de arkamdan kavga olması dedim:-)....
kazasiz belasız karaya ayak basıp iletişime ulaşınca ilk söylediğim 'daha
kimseye miras yok' oldu.
Eh! Annemin ben gelene kadar bilmediği bütün duaları da
ezberlediğinden eminim. Her seferinde 'bir daha yok hakkımı helal etmem'
sözlerine helalliği bir şekilde alarak yola devam ediyorum.
6. Hazırlık süreci nasıldı?
En önemlisi benim
karar vermiş olmam ve gerekli onayın da gelmiş olmasıydı. Ondan sonrası
soğuk iklim kıyafeti tedarikleri gibi ayrıntılardı ki zamanla hepsini
hallettim.
Bu sefer tekne sahipleri profesyonel olunca teknede
düşünmem gereken bir şey olmadı. Zira Atlantik geçişinde hazır diye gittiğim
teknede her şeyi sil baştan yapmak zorunda kalmıştım. Oraya gidince de sefer
öncesi denizcilik tecrübemle yaptığım ufak katkılar oldu....
7. Antarktika’ya
bizimle seyahat edecek bay bayan elamanlar aranıyor gibi bi ilan mı vardı da
buldun bu ekibi? Hiç tanımadığın adamlarla dünyanın bi ucuna gitmek riskli
değil mi?
Üniversiteye yeni girmişim, 16 yaşındayım iktisat dersi
profesör kürsüde ilk dersi anlatıyor
'risk arttıkça kazanç artar' ….Hayda !!! bu da ne böyle deyip, ticaretle ilgili
ilk dersimi almış oldum. Denildiği gibi de, oldu ticarete atıldım risk aldım
kaybettim! risk aldım kazandım:-). Yani hayatta adrenalimi yüksek tutan bir
risk ivmesi var. Sonunda çoğunlukla kazanç manevi tatmin oluyor. Buna ego
tatmini de diyebiliriz:-)) Dünyanın Sibirya'dan Antarktika'ya kadar hemen hemen
her yerini gezdiğim için çok insan tanıdım, yeni insanlar tanımak hayatta bakış
açımı geliştirdi. Şimdi de hiç tanımadığım 8 kişiyle buluşup dönüşte sanki 40
yıllık dostlar gibi vedalaşmanın keyfi çok büyük. Aslında çok kısa zamandır
tanıdığın bir grup insanla bu kadar dar alanda beraber yaşayabilmek ve bu
hoşgörüyü geliştirebilmek daha da büyük bir keyif.
8. Rota nasıldı ve seyir ne kadar sürdü? Drake
boğazından mı geçtiniz? Yoksa Cape Horn’dan mı ( coğrafya bilgisi kıtalar terk)
Neredeydin diye soranlara, Antarktika deyince. Kutup
ayıları nasıldı? diye bir soruyla karşılaştım. 'yok ben Güney kutbundaydım,
orası kuzey kutbu' diye cevap verince yurdum insanımın coğrafya dersinden
genelde kopya ile geçtiği kanısına varıyorum.
İlk çıkışımız Arjantin Ushuaia, genelde lojistik merkezi
ve Antarktika çıkışları buradan yapılıyor.
İkinci durak 26 mil sonra, Şili Puerto Williams ,burası
da Şili donanma üssü ve Şili karasularından geçtiğimiz için buradan çıkış
alıyoruz. Devamında da Cape Horn ve Drake pasajı toplam Antarktika ana karaya
kadar 600 millik bir yol . Drake pasajını geçiş 3.5 gün sürdü.
9. Seyir
sırasında neler yaşadın en zor kısmı
neydi? Mesela whatsapp’dan bana teaserını yollamıştın . Videoda buzların
arasından geçiyodu tekne? nasıl yani? teknenin altı vurmuyo mu ya da bordası
zarar görmüyo mu? (konuyu anlamamış)
En tehlikelisi ilk gece Drake pasajı geçişinde oldu. Bunu
da sana günlüklerimden tuttuğum notlardan aktarayım:
Nöbete geçtim her şey sakin,Cath ve Jeklin’le sohbet edip
03:00 da Darrel’a nöbeti devredip yatmaya gittim.Tam yatmışken teknenin
haddinden fazla yatmaya başladığını hissettim,her iki tarafta da yalpaya
düşüyordu.Hemen kalkıp ne olduğuna baktım,yardım gerekmediğini rüzgarın
değiştiğini söylediler.Tekrar yattım 10 dakika geçti daha çok pandule düşmeye
başladık, bu arada burnuma gaz kokusu geldi,herkes ayakta fakat kimse
hissetmediğinden Jeklin’le gaz kokusu alıp almadığını sordum o da aldığını
söyleyince ,hemen yataktan aşağı fırladım,acilen dışarıdan gazı kapatmalarını
söyledim,her şeyden daha önemliydi ve lamba yakmaya çalışan Kevin’i uyarıp
kesinlikle lamba yakılmamasını söyledim.Yukarıda ise Cath ve Darel dışarıda bi
rşeylerle uğraşıyorlardı ve içeride olanların farkında değillerdi ,sorduğumda
yardım istemediklerini ana yelken iskotasının koptuğunu söylediler.En tehlikeli
olay… Aerorig sadece ana yelken iskotasıyla kontrol ediliyor,ana direk her yöne
dönüyor bu arada hava 35-40 knt ları buldu.Hemen üzerimi giyip ana yelkene
kılavuz çeken darella yardım edip asılarak vinçe almaya çalışıp başardık,Cath’e
de gazı kontrol etmesi için içeri
gitmesi gerektiğini söyledim.Uzun uğraşlara kılavuz ve yeni iskota donatıp
ikinci camadan vurup normale döndü. Elimi kaldıracak halim yokken bir anda
vücudum nasıl adrenalin üretmişse halata çıplak elle var gücümle sarılmamı ben
de hayretle karşıladım.Bunun acısı sonra çıkmazsa iyi.Tüpün arkasından gaz
borusu kopmuş ve komple tüp gazı içeriye veriyormuş, ucuz atlattık....Bu arada
tuvalet de arızalandı:-)))Saat 04:46 tekrar yatağa geldim....
Antarktika’da seyir yapan tekneler o bölge için özel
donanımlara sahip; düşük süratle buza çarpmadan onu
iterek ilerliyorsun eğer buz çok kalınsa şansın yok, geri dönmek zorundasın.
Bazen de kopan buzulların oluşturduğu oluşumlar çıkıyor karşına; bunları da
itip tekneye yol açıyorsun. Özellikle Antarktika'ya yaklaştığında başıboş
dolaşan buzullara çarpmaması için devamlı göz açık bekliyorsun...
10. Antarktika’ya varınca sizi neler bekliyordu? Mevsim yaz mıydı kış
mıydı? Adaya düşünce ne diledin?
Tam yaz mevsimi, yaz derken bademler çiçek açmamıştı
yani! Kuzey Kutbu'nda 400'e yakın çiçek açan bitki türü varken, Güney Kutbu'nda
bir tane bile olmaması yaz da olsa havanın nasıl olabileceği hakkında fikir
veriyor. Su sıcaklığı 1 derece denize düştün, 1 dakikada çıkman lazım yoksa
hipotermi den gidersin.
İlk gittiğimiz gün masmavi gökyüzü sanki cennet, her
taraf buzullar, penguenler, balinalar, foklar… tam bir belgesel havası, ben de içindeyim . Ben ne
bileyim o gördüğüm güneşin sonraki 1 ayda göreceğim ikinci güneşli gökyüzü
olduğunu. Bende 'oh mis gibi hava, tam keyif yaparım ' havasına girmişim. Sonra
Antarktika’nın karlı ve puslu havasının keyfini uzunca bir süre yaşadım.
Antarktika’ dasın, Alaaddin ’in cini lambadan çıktı .bir
dilek hakkım var... Bunu da günlüklerimden aktarayım.( lamba değil o çaydanlık bi kere)
Antarktika’dasınız suyunuz sınırlı, tuvaletlerde sorun
var, kaynakları idareli kullanmak zorundasınız ve size bir günlük hediye
verilmek istenirse ne dilersiniz...Hani televizyonda survivor yarışmasında
kazananlara bazen ödül veriyorlar ya şimdi öyle bir şey hayal edin....08:50 uyandım Don kokpitte oturuyor gece olanları hiç
duymamış ona hikayeyi anlattım şaşkınlıkla dinledi...birden önümüzdeki buzulun
arkasında dün gece AIS
den gördüğümüz 192 metrelik kocaman yolcu gemisi 'seabourn quest' duruyordu, teknedeki müşterilerini
penguenleri görmeleri için karaya taşıyorlardı. Don’a dönüp şakayla 'kaptana söyledim bize bot gönderecek
kahvaltıya çağıracak' dedim ve gülüştük. Aradan 15 dakika geçti ve gerçekten
bir zodiac bot önce Polo Flat’ e uğrayıp sonra bize geldi, dışarı çıktım
gerçekten de kaptanın bizi gemiye davet ettiğini, tüm ihtiyaçlarımızı
karşılayacaklarını, gelirsek bizi alacaklarını söyleyince şaşkınlıkla
bakakaldım...Don’a ettiğim şaka gerçek oldu...Teknedekiler daha uyanmadığından
onları uyandırıp haber verdim , Don, Cath, ben ve Polo Flat’ten Mike ile
Patrick 15 dakika sonra kendimizi botla
gemiye doğru yol alırken bulduk...'
Önce köprüde kaptanla tanışıp sohbet ettik, bizi çok
içten karşılayıp bize 425 numaralı odayı tahsis etti, banyo ve her türlü
ihtiyaçlarımız burada giderdik.3 gündür iki tuvaletimizde de problem
olduğundan, çalışır durumdaki bu tuvalet bizi bir hayli
heyecanlandırdı:-)))Sonra salona gidip Avusturalyalı Erik ve eşiyle sohbet edip
kahve keyfi yaptık,( bu arada dbl oda 70000 USD mış) sonrasında da kaptanın
davetiyle öğle yemeğine kaldık. Yanımıza hediye olarak da her tekneye ayrı
meyve ve şarap verdiler. Ayrıca her türlü isteklerimizi tedarik edeceğini
söyleyen kaptan Larson inanılmazdı. Bizim ihtiyacımız yoktu ama Polo Flat’in su
ve yakıt ihtiyaçlarını karşıladılar. Bu onlar için mucize gibiydi, bir gün önce
bu ihtiyaçlarını biz karşılaşacaktık , şimdi gemiden onlara botla servis yapılıyordu:-)))
Gemi içinde gezerken insanların bize olan bakışları karşısında kendimizi yaban
hayattan kopup gelen yabancılarmış gibi hissettik. Herkes bize dönüp
‘siz o yelkenli tekneden gelenlersiniz değil mi?’ diye sorup sohbet
etmek istiyordu. Danimarkalı kaptan Larson davetimiz üzere saat13:00 da bizi
ziyaret etti. Anlattığına göre 1996’da burada çalıştığı keşif gemisiyle
Antarktika Bezorg isimli bir teknede çok
kötü bir ünü olan Norveçli kaptanın yanındaki iki Arjantinliye rastlar.
Onların tekne içindeki sefil hallerini görünce, onları ülkelerine götürmeye
karar verir ve bundan sonra da ne zaman etrafta yelkenli bir tekne görse yolcularının ihtiyaçlarını
sormadan geçemez.
Bunun nasıl bir mucize olduğu anlatılamaz. Yokluğun
içerisinde bir anda her türlü konforunuz var. Kaptan Larson’a gerçekten içten
misafirperverliği için tüm denizciler adına teşekkür ettik ..böyle kaptanlar
denizlerde her zaman lazım...
En son Don'a dönüp 'bak bugün pazardı sizi gemide
ağırladım, benim sıram geçti haftaya sıra sende' deyip gülüştük...
Hastalığım hala tam geçmedi, öksürüğüm gece artıyor,
boğazımda hafif şişme
başladı...teknedeki soğuk algınlığı durumu: Phill, Darel, Cath, Jeklin, Waren,
Newil , Kevin ve ben yani Don hariç herkes:-)
11. Senin bu anlattıklarından sonra blogumu videolara boğasım
var ama boşver halkımız okusun. Biz burada
penguenleri çok yakından tanıyoruz,
Antarktika’daki penguenler Türkiye hakkında ne düşünüyor peki sordun mu?
Antarktika’dayım,
malum, buranın ahalisi penguen kolonileri, ben de ilk ziyaretimi onlara
yapayım, dedim. Gittim yanlarına, bir bağrış bir kıyamet. 'ne o kardeşim niye
bağırıyorsunuz' diyorum. İçlerinden biri çıkıp, sen Türk değil misin, deyince
şaşırıyorum. Benim Türk olduğumu
duymuşlar, Haziran ayında, telif hakları
ödenmeden paparazzilerin çektiği özel hayatlarının bizim tv lerde boy
göstermesine çok bozulmuşlar. Beni de orda bulunca isyanı bana patlattılar. Bir
de yuvalarını yapmakta kullandıkları pek değerli taşlarına kıyıp,karın üzerine
onlarla 'Diren Antarktika' yazdılar ki sorma çok utandım ...
12. Şimdi oraya
gitmek için birçok kişi de hazır sıraya girmişken soralım bakalım önce nerelere
neyle gidilir ve nerde kalınır? (illa yelkenle buzlar arasında dolaşcaklar diye
kasmıyolar mesela uzaktan bakmak isteyen ayağım yere bassın kafasında okuyucular
için tavsiyelerde bulunur musun)
Gördüğüm ve beni şaşırtan birçok yolcu gemisinin
Antarktika'ya sefer yapması. Bana sorarsan bu gemilerde ancak dışarıdan manzara
seyri yapılır. O kadar insanın botlarla taşınması, kurallar v.b. çok sıkıcı olabiliyor. Orada özgür olabilmek
için tek şans yelkenli tekne, başka seçenek yok. Bunu yapan da yaklaşık 10
tekne var ve bunlar da çoğunlukla dolu, bazen benim gibi şansını zorlayıp bir
son dakika yeri bulunabiliyor ama genelde bu işler 1-2 yıl öncesinden organize
ediliyor.
13 .Son olarak Mars'ta da deniz olsa oraya da gider misin?
Yani Mars’da deniz vardı da biz mi gitmedik. Şimdi Mars
malum kızıl gezegen, maviliklerin içinde yaşıyoruz, Antarktika’da beyazla
siyahın arasında her tonu gördüm. Şimdi neden kızıl olmasın:-).....Hele bir
çıkış transitlogları hazırlansın da !!! seyre devam.....
Ya şu hareketler hiç yaşına başına yakışıyo mu allasen.Transit log hazırlansınmış. (kıskançlığımdan battaniyenin altına girdim ağlıyorum şu an)
Etiketler:
Antarktika,
Drake,
Fuat Yıldırım,
penguen,
Ushuaia,
yelken seyri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)