Sayfalar

3.3.14

Antarktika'nın buzul buzul yolları


Antarktika’nın bağları da buzul buzul yolları ne zaman gezgin oldun da kaldıramıyon mandarı

Dünyanın incisi şirin Antarktika’dan merhaba! Yok iş derdiydi, kredisi geldiydi, aile gerdiydi, haydi hepsini bir kenara bırakalım.. Sizler için dünyanın bir ucuna da giderim derken şaka yaptığımı mı sanıyordunuz? Yanılmıyordunuz saçmalamayın tabii ki gitmedim.Ama yine bir gideni buldum…Fuat Yıldırım..Kendisi 40lı yaşlarda sarışın renkli gözlü maceraperest ve bekar...asdfghj. La Marche de L'imperieur filminin devamını çekmiyor ama işte doğru mu diye yerinde incelemeye Antarktika'ya gidebiliyor.(böyle Fransızca yazdım alınmıyosunuz di mi – imparatorun yürüyüşü belgeselinden bahsediyorum) . gerçekten zorlu bir maceraymış ve iğne ipliğe dönmüş , balinasından fokuna pengueninden buzullarına  güney kutbuna dair ne varsa her bi şeyi de görmüş. Mişli geçmiş zamana bi son vereyim ,birinci ağızdan dinleyelim...Pardon pardon.. Başlamadan önce Fuat abinin her gittiği yerden sonra şehirleri öğrenip ezberleyecek havsalam kalmadı o yüzden sorularım ilkokul  bir seviyesinde olabilir ve önceden de çalışmadım. Kusura bakmayın.


1. Abi sana bir sorum var bilsen bilsen sen bilirsin Antarktika mı Antartika mı? (röportaj bitti)

Lisede edebiyatım iyi değildi, ve aslında anlatımda problem yok da yazarken hızlı yazdığımdan hiç dikkat etmezdim, bazen yazdığımı da okuyamazdım:-) Bu yüzden üniversitede notları  da  hep iyi yazanlardan fotokopi çektirdim. Seyahatlerimde tuttuğum günlüklerimi arkadaşlarımla paylaştığımda hep imla hataları bulup “ bak şunu şunu doğru yazmamışsın “uyarılarını da “ daha düzeltmeden geçmediler”' laflarıyla geçiştirirdim. Nihayetinde sözünü ettiğim o düzeltmelere hiç sıra gelmezdi.
Ben gidene kadar Antartika Antartika’ydı, gidince öğrendim ki Antartika aslında Antarktika imiş
  
2. Hangi ülkeye bağlı burası?

Hiç bir ülkeye bağlı olmayan tek kıta. Bu arada coğrafya bilgimizi de tazeliyelim. Dünyada ki 7 kıtadan biri. Yaklaşık 50 ülkelik bir üyeler topluluğundan oluşan bir komisyonca belirlenen kurallar dahilinde turistik geziler ya da araştırma üsleri için herkese açık. Biz Türkiye olarak üye değiliz. Şimdilerde Osman Atasoy’un üye olmak ve bir üs kurmak la ilgili bir girişimi var. Hatta oradayken benim de  7 yıldır terkedilmiş bir Arjantin üssüne yanımda getirdiğim bayrağı asarak bir an işgal kuvvetliğine soyunma teşebbüsüm oldu. Hatta bu teşebbüsü daha da ileri götürerek, gelen 8 kişilik Fransız dağcı grubunu arkadaşım Don ile karşılayıp ' Türkiye araştırma üssüne hoş geldiniz' demem üzerine, Fransızların bir bana bir bina üzerindeki koskoca “Arjantin üssüne hoş geldiniz” yazısına bakıp duruma pek anlam verememelerini tebessümle seyrettik. Sonra ben onlara üssü satın almak istediğim konusunu açınca bayağı gülüştük. Ne de olsa Arjantin ekonomisi kötü..Ben de girişimci ruhumla ticaret yapayım dedim. Ukraynalılar kendi üslerini 1999 da 1 paund ‘a İngilizlerden almışlar. E o kadar para ben de veririm yani…


3. Valla yiyosun beni sanırım...Neyse..En son Atlantik’i geçerken röportajı yapmıştım senle. Biz senden bi pasifik macerası beklerken sen gittin dünyanın bi ucu Antartika’ya? Neden? (genel sordum)

Tam da dediğin gibi. Eylü’lün ilk haftası, ofiste oturuyorum,  birden kafamda bir şimşek çaktı. Hayalle gerçek arasında gidip geliyorum, tatil zamanım da geliyor ne yapayım derken birden bu yıl Antarktika hayalimi gerçekleştirebilir miyim diye düşünmeye başlayıp bulduğum Antarktika'ya giden her yelkenli tekneye mail attım. Üç gün sonra cevap da gelince 'maceram geldi, bir Antarktika yapayım ' dedim.


4. Hayır o değil eski röportajını okumayanlar için sorum sadece neden Antarktika değil; .Neden böyle biraz zorlu parkur(!) tercih ediyosun? Ego tatmini mi? belanı mı arıyon? Akdenizin suyu mu çıktı? İçinde hayata karşı durduramadığın bi isyanın var da onu mu bastırıyon? Nabıyon? (burdan sonra psikolağa yönlendirdi! )

Çocukken herkes gibi masallar dinlerdim, bazen o masal alemine dalar, orada kendimi kaybederdim. Büyüdüm denizi öğrendim. Büyüklerimden deniz hikayeleri dinlemeye başladım. Bu hikayelerde hep büyük denizler, azgın dalgalar, güzel doğa betimlemeleri vardı. Bir zaman sonra hikayeleri dinlemektense hikayenin içinde olmak gibi bir saplantıya tutuldum. Egom dürttü durdu yani… Bu yüzden de gidilmesi kolay olmayan, aşılması zor denizlerin  cazibesine kapıldım. İşin doğrusu içine girince 'yahu ne işin var buralarda, ne doğru dürüst uyku, ne yemek, nedir bu eziyet, zaten Ege dünyanın cenneti yap yelkenini, gir denizine, git Yunan tavernana' dediğim de oluyor. İşin en güzel yanı bilinmezliğin hep bir korku doğuruyor olması… Gidip gördükten sonra bilinmeyen artık bilinir olduğundan korku da kalmıyor...



5. Ailen mesela senin bu uç seyahatlarını nasıl karşılıyor? Yazık günah değil mi insanlara hiç düşünmezler mi seni oğlum orda ne yer ne içer? Utanmıyo musun insanları helak etmeye?!!

Genelde en büyük sıkıntım bu. Atlantik’te kimse nereye gittiğimi bilmiyordu. Sadece ben bir ay yokum iletişim de yok deyip çekip gitmiştim. Bu sefer artık onlar da akıllandı, böyle bahaneleri yutmuyorlar. Son haftaya kadar sorduklarında bazen Peru, bazen Himalayalar diye atıyordum. Bu sefer gezi öncesi yazı Naviga’da çıkacağından mecburen ufaktan söylemek zorunda kaldım. Gitmeden vasiyetimi de söyleyeyim de arkamdan kavga olması dedim:-).... kazasiz belasız karaya ayak basıp iletişime ulaşınca ilk söylediğim 'daha kimseye miras yok' oldu.
Eh! Annemin ben gelene kadar bilmediği bütün duaları da ezberlediğinden eminim. Her seferinde 'bir daha yok hakkımı helal etmem' sözlerine helalliği bir şekilde alarak yola devam ediyorum.























6.  Hazırlık süreci nasıldı?

En önemlisi benim  karar vermiş olmam ve gerekli onayın da gelmiş olmasıydı. Ondan sonrası soğuk iklim kıyafeti tedarikleri gibi ayrıntılardı ki zamanla hepsini hallettim.
Bu sefer tekne sahipleri profesyonel olunca teknede düşünmem gereken bir şey olmadı. Zira Atlantik geçişinde hazır diye gittiğim teknede her şeyi sil baştan yapmak zorunda kalmıştım. Oraya gidince de sefer öncesi denizcilik tecrübemle yaptığım ufak katkılar oldu....


7.  Antarktika’ya bizimle seyahat edecek bay bayan elamanlar aranıyor gibi bi ilan mı vardı da buldun bu ekibi? Hiç tanımadığın adamlarla dünyanın bi ucuna gitmek riskli değil mi?

Üniversiteye yeni girmişim, 16 yaşındayım iktisat dersi profesör kürsüde  ilk dersi anlatıyor 'risk arttıkça kazanç artar' ….Hayda !!! bu da ne böyle deyip, ticaretle ilgili ilk dersimi almış oldum. Denildiği gibi de, oldu ticarete atıldım risk aldım kaybettim! risk aldım kazandım:-). Yani hayatta adrenalimi yüksek tutan bir risk ivmesi var. Sonunda çoğunlukla kazanç manevi tatmin oluyor. Buna ego tatmini de diyebiliriz:-)) Dünyanın Sibirya'dan Antarktika'ya kadar hemen hemen her yerini gezdiğim için çok insan tanıdım, yeni insanlar tanımak hayatta bakış açımı geliştirdi. Şimdi de hiç tanımadığım 8 kişiyle buluşup dönüşte sanki 40 yıllık dostlar gibi vedalaşmanın keyfi çok büyük. Aslında çok kısa zamandır tanıdığın bir grup insanla bu kadar dar alanda beraber yaşayabilmek ve bu hoşgörüyü geliştirebilmek daha da büyük bir keyif.





8.  Rota nasıldı ve seyir ne kadar sürdü? Drake boğazından mı geçtiniz? Yoksa Cape Horn’dan mı ( coğrafya bilgisi kıtalar terk)

Neredeydin diye soranlara, Antarktika deyince. Kutup ayıları nasıldı? diye bir soruyla karşılaştım. 'yok ben Güney kutbundaydım, orası kuzey kutbu' diye cevap verince yurdum insanımın coğrafya dersinden genelde kopya ile geçtiği kanısına varıyorum.
İlk çıkışımız Arjantin Ushuaia, genelde lojistik merkezi ve Antarktika çıkışları buradan yapılıyor.
İkinci durak 26 mil sonra, Şili Puerto Williams ,burası da Şili donanma üssü ve Şili karasularından geçtiğimiz için buradan çıkış alıyoruz. Devamında da Cape Horn ve Drake pasajı toplam Antarktika ana karaya kadar 600 millik bir yol . Drake pasajını geçiş 3.5 gün sürdü.


9. Seyir sırasında  neler yaşadın en zor kısmı neydi? Mesela whatsapp’dan bana teaserını yollamıştın . Videoda buzların arasından geçiyodu tekne? nasıl yani? teknenin altı vurmuyo mu ya da bordası zarar görmüyo mu? (konuyu anlamamış)

En tehlikelisi ilk gece Drake pasajı geçişinde oldu. Bunu da sana günlüklerimden tuttuğum notlardan aktarayım:

Nöbete geçtim her şey sakin,Cath ve Jeklin’le sohbet edip 03:00 da Darrel’a nöbeti devredip yatmaya gittim.Tam yatmışken teknenin haddinden fazla yatmaya başladığını hissettim,her iki tarafta da yalpaya düşüyordu.Hemen kalkıp ne olduğuna baktım,yardım gerekmediğini rüzgarın değiştiğini söylediler.Tekrar yattım 10 dakika geçti daha çok pandule düşmeye başladık, bu arada burnuma gaz kokusu geldi,herkes ayakta fakat kimse hissetmediğinden Jeklin’le gaz kokusu alıp almadığını sordum o da aldığını söyleyince ,hemen yataktan aşağı fırladım,acilen dışarıdan gazı kapatmalarını söyledim,her şeyden daha önemliydi ve lamba yakmaya çalışan Kevin’i uyarıp kesinlikle lamba yakılmamasını söyledim.Yukarıda ise Cath ve Darel dışarıda bi rşeylerle uğraşıyorlardı ve içeride olanların farkında değillerdi ,sorduğumda yardım istemediklerini ana yelken iskotasının koptuğunu söylediler.En tehlikeli olay… Aerorig sadece ana yelken iskotasıyla kontrol ediliyor,ana direk her yöne dönüyor bu arada hava 35-40 knt ları buldu.Hemen üzerimi giyip ana yelkene kılavuz çeken darella yardım edip asılarak vinçe almaya çalışıp başardık,Cath’e de gazı  kontrol etmesi için içeri gitmesi gerektiğini söyledim.Uzun uğraşlara kılavuz ve yeni iskota donatıp ikinci camadan vurup normale döndü. Elimi kaldıracak halim yokken bir anda vücudum nasıl adrenalin üretmişse halata çıplak elle var gücümle sarılmamı ben de hayretle karşıladım.Bunun acısı sonra çıkmazsa iyi.Tüpün arkasından gaz borusu kopmuş ve komple tüp gazı içeriye veriyormuş, ucuz atlattık....Bu arada tuvalet de arızalandı:-)))Saat 04:46 tekrar yatağa geldim....

Antarktika’da seyir yapan tekneler o bölge için özel donanımlara sahip; düşük süratle buza çarpmadan onu iterek ilerliyorsun eğer buz çok kalınsa şansın yok, geri dönmek zorundasın. Bazen de kopan buzulların oluşturduğu oluşumlar çıkıyor karşına; bunları da itip tekneye yol açıyorsun. Özellikle Antarktika'ya yaklaştığında başıboş dolaşan buzullara çarpmaması için devamlı göz açık bekliyorsun...



10. Antarktika’ya varınca sizi neler bekliyordu? Mevsim yaz mıydı kış mıydı? Adaya düşünce ne diledin?

Tam yaz mevsimi, yaz derken bademler çiçek açmamıştı yani! Kuzey Kutbu'nda 400'e yakın çiçek açan bitki türü varken, Güney Kutbu'nda bir tane bile olmaması yaz da olsa havanın nasıl olabileceği hakkında fikir veriyor. Su sıcaklığı 1 derece denize düştün, 1 dakikada çıkman lazım yoksa hipotermi den gidersin.
İlk gittiğimiz gün masmavi gökyüzü sanki cennet, her taraf buzullar, penguenler, balinalar, foklar… tam bir  belgesel havası, ben de içindeyim . Ben ne bileyim o gördüğüm güneşin sonraki 1 ayda göreceğim ikinci güneşli gökyüzü olduğunu. Bende 'oh mis gibi hava, tam keyif yaparım ' havasına girmişim. Sonra Antarktika’nın karlı ve puslu havasının keyfini uzunca bir süre yaşadım.

Antarktika’ dasın, Alaaddin ’in cini lambadan çıktı .bir dilek hakkım var... Bunu da günlüklerimden aktarayım.( lamba değil o çaydanlık bi kere)

Antarktika’dasınız suyunuz sınırlı, tuvaletlerde sorun var, kaynakları idareli kullanmak zorundasınız ve size bir günlük hediye verilmek istenirse ne dilersiniz...Hani televizyonda survivor yarışmasında kazananlara bazen ödül veriyorlar ya şimdi öyle bir şey hayal edin....08:50 uyandım Don kokpitte oturuyor gece olanları hiç duymamış ona hikayeyi anlattım şaşkınlıkla dinledi...birden önümüzdeki buzulun arkasında dün gece AIS den gördüğümüz 192 metrelik kocaman yolcu gemisi 'seabourn quest'  duruyordu, teknedeki müşterilerini penguenleri görmeleri için karaya taşıyorlardı. Don’a dönüp şakayla  'kaptana söyledim bize bot gönderecek kahvaltıya çağıracak' dedim ve gülüştük. Aradan 15 dakika geçti ve gerçekten bir zodiac bot önce Polo Flat’ e uğrayıp sonra bize geldi, dışarı çıktım gerçekten de kaptanın bizi gemiye davet ettiğini, tüm ihtiyaçlarımızı karşılayacaklarını, gelirsek bizi alacaklarını söyleyince şaşkınlıkla bakakaldım...Don’a ettiğim şaka gerçek oldu...Teknedekiler daha uyanmadığından onları uyandırıp haber verdim , Don, Cath, ben ve Polo Flat’ten Mike ile Patrick 15 dakika sonra kendimizi  botla gemiye doğru yol alırken bulduk...'
Önce köprüde kaptanla tanışıp sohbet ettik, bizi çok içten karşılayıp bize 425 numaralı odayı tahsis etti, banyo ve her türlü ihtiyaçlarımız burada giderdik.3 gündür iki tuvaletimizde de problem olduğundan, çalışır durumdaki bu tuvalet bizi bir hayli heyecanlandırdı:-)))Sonra salona gidip Avusturalyalı Erik ve eşiyle sohbet edip kahve keyfi yaptık,( bu arada dbl oda 70000 USD mış) sonrasında da kaptanın davetiyle öğle yemeğine kaldık. Yanımıza hediye olarak da her tekneye ayrı meyve ve şarap verdiler. Ayrıca her türlü isteklerimizi tedarik edeceğini söyleyen kaptan Larson inanılmazdı. Bizim ihtiyacımız yoktu ama Polo Flat’in su ve yakıt ihtiyaçlarını karşıladılar. Bu onlar için mucize gibiydi, bir gün önce bu ihtiyaçlarını biz karşılaşacaktık , şimdi gemiden onlara botla servis yapılıyordu:-))) Gemi içinde gezerken insanların bize olan bakışları karşısında kendimizi yaban hayattan kopup gelen yabancılarmış gibi hissettik. Herkes  bize dönüp  ‘siz o yelkenli tekneden gelenlersiniz değil mi?’ diye sorup sohbet etmek istiyordu. Danimarkalı kaptan Larson davetimiz üzere saat13:00 da bizi ziyaret etti. Anlattığına göre 1996’da burada çalıştığı keşif gemisiyle Antarktika  Bezorg isimli bir teknede çok kötü bir ünü olan Norveçli kaptanın yanındaki iki Arjantinliye rastlar. Onların tekne içindeki sefil hallerini görünce, onları ülkelerine götürmeye karar verir ve bundan sonra da ne zaman etrafta yelkenli bir  tekne görse yolcularının ihtiyaçlarını sormadan geçemez. 
Bunun nasıl bir mucize olduğu anlatılamaz. Yokluğun içerisinde bir anda her türlü konforunuz var. Kaptan Larson’a gerçekten içten misafirperverliği için tüm denizciler adına teşekkür ettik ..böyle kaptanlar denizlerde her zaman lazım...
En son Don'a dönüp 'bak bugün pazardı sizi gemide ağırladım, benim sıram geçti haftaya sıra sende' deyip gülüştük...
Hastalığım hala tam geçmedi, öksürüğüm gece artıyor, boğazımda  hafif şişme başladı...teknedeki soğuk algınlığı durumu: Phill, Darel, Cath, Jeklin, Waren, Newil , Kevin ve ben yani Don hariç herkes:-)
Saat 23.30 ve yoğun kar yağışı hala devam ediyor.





11. Senin bu anlattıklarından sonra blogumu videolara boğasım var ama boşver halkımız okusun. Biz burada penguenleri çok yakından tanıyoruz, Antarktika’daki penguenler Türkiye hakkında ne düşünüyor peki sordun mu?


Antarktika’dayım,  malum, buranın ahalisi penguen kolonileri, ben de ilk ziyaretimi onlara yapayım, dedim. Gittim yanlarına, bir bağrış bir kıyamet. 'ne o kardeşim niye bağırıyorsunuz' diyorum. İçlerinden biri çıkıp, sen Türk değil misin, deyince şaşırıyorum.  Benim Türk olduğumu duymuşlar, Haziran ayında,  telif hakları ödenmeden paparazzilerin çektiği özel hayatlarının bizim tv lerde boy göstermesine çok bozulmuşlar. Beni de orda bulunca isyanı bana patlattılar. Bir de yuvalarını yapmakta kullandıkları pek değerli taşlarına kıyıp,karın üzerine onlarla 'Diren Antarktika' yazdılar ki sorma çok utandım  ...


  
12. Şimdi oraya gitmek için birçok kişi de hazır sıraya girmişken soralım bakalım önce nerelere neyle gidilir ve nerde kalınır? (illa yelkenle buzlar arasında dolaşcaklar diye kasmıyolar mesela uzaktan bakmak isteyen ayağım yere bassın kafasında okuyucular için tavsiyelerde bulunur musun)

Gördüğüm ve beni şaşırtan birçok yolcu gemisinin Antarktika'ya sefer yapması. Bana sorarsan bu gemilerde ancak dışarıdan manzara seyri yapılır. O kadar insanın botlarla taşınması, kurallar v.b.  çok sıkıcı olabiliyor. Orada özgür olabilmek için tek şans yelkenli tekne, başka seçenek yok. Bunu yapan da yaklaşık 10 tekne var ve bunlar da çoğunlukla dolu, bazen benim gibi şansını zorlayıp bir son dakika yeri bulunabiliyor ama genelde bu işler 1-2 yıl öncesinden organize ediliyor.


13 .Son olarak Mars'ta da deniz olsa oraya da gider misin?

Yani Mars’da deniz vardı da biz mi gitmedik. Şimdi Mars malum kızıl gezegen, maviliklerin içinde yaşıyoruz, Antarktika’da beyazla siyahın arasında her tonu gördüm. Şimdi neden kızıl olmasın:-).....Hele bir çıkış transitlogları hazırlansın da !!! seyre devam..... 


Ya şu hareketler hiç yaşına başına yakışıyo mu allasen.Transit log hazırlansınmış. (kıskançlığımdan battaniyenin altına girdim ağlıyorum şu an) 

Böyle işte..Çıkmadık candan ümit kesilmez.Dünya küçük artık..Uslu birer çocuk olursanız kim bilir belki bir gün siz de Fuat Yıldırım gibi şirin Antarktika’yı görebilirsiniz.


Sonra Fuat abi niye ıssız.

video

2 yorum: